Turkish Süleyman Ateş
Surah At-Tariq ( The Night-Comer ) - Aya count 17
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ ﴿١﴾
Göğe ve tarık'a andolsun.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ ﴿٢﴾
Tarık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?
إِن كُلُّ نَفْسٍۢ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌۭ ﴿٤﴾
Hiçbir can yoktur ki başında bir koruyucu (bekçi) olmasın.
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ ﴿٥﴾
İnsan neden yaratıldığına bir baksın:
خُلِقَ مِن مَّآءٍۢ دَافِقٍۢ ﴿٦﴾
Atılan bir sudan yaratıldı.
يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ ﴿٧﴾
Bel ile kaburga kemikleri arasından çıkan (bir sudan).
إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌۭ ﴿٨﴾
O (Allah), onu tekrar döndür(üp yarat)mağa kadirdir.
يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ ﴿٩﴾
Gizlilerin (ortaya dökülüp) yoklanacağı gün,
فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍۢ وَلَا نَاصِرٍۢ ﴿١٠﴾
İnsanın ne bir gücü, ne de bir yardımcısı vardır.
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ ﴿١١﴾
وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ ﴿١٢﴾
(Bitkilerin çıkması için) Çatlayan yere andolsun ki,
إِنَّهُۥ لَقَوْلٌۭ فَصْلٌۭ ﴿١٣﴾
O (Kur'an), elbette (hak ile batılı) ayırdedici bir sözdür.
وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ ﴿١٤﴾
إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًۭا ﴿١٥﴾
Onlar (onu iptal etmek için) bir tuzak kuruyorlar.
وَأَكِيدُ كَيْدًۭا ﴿١٦﴾
Ben de (onları yakalamak için) bir tuzak kuruyorum.
فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا ﴿١٧﴾
Hele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler).